Melekyarim.CoM Aşk Sevgi Bayanlara Özel Erkeklere Özel Sağlık Bilgisi Ödev Rüya Tabirleri Paylaşım Platforumu
23 Mayıs 2012, 15:29:37 *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular: Foruma üyelerimizin yazdığı mesajlar kontrolden geçmemektedir ve mesaj içeriğinden üye sorumludur. Mesajlarda Yasa Dışı İçerik Bildirimi Yapmak İstiyorsanız Lütfen melek.yarim@hotmail.com Adresine Mail Atınız

Forumumuz Linkler Dışında  Gizlenmiş değildir.
Üye Olmayan Ziyaretçilerimiz Bütün Forumu Görebilirler Fakat Yeni Konu Açamazlar ve Konulara Cevap Yazamazlar. Forumumuzu tam anlamıyla kullanabilmek İçin Üye Olmalısınız. Üyelik Ücretsizdir.

 

Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: İsim Bulamadım Ama Yaşama Hırsı Lsun  (Okunma Sayısı 292 defa)
 
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
fatihimpolat

fatihimpolat
------Üye Bilgileri Yeni Üye
*

Başarı Puanı +0/-0
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Üye ID: 347

Kayıt tarihi 20 Eylül 2007, 01:21:36

Nerden: ağrı/diyadin
Yaş: 32
Mesaj Sayısı: 51


Düşünüyorum da...



Durumum:

« : 20 Eylül 2007, 01:47:15 »

 Bircok insan için uzun yaşamak her şeyden önemlidir. İçimizde var olan bir mekanizma bize hep yaşamamız gerektiğini söyler durur. Yüz yaşına da gelsek yine de yaşamak için çaba harcarız. Ölmek istemeyiz. Çünkü ölmekten korkarız. Sonrasında ne olacağını gerçekten bilmediğimiz her şeyden korkarız. Bence ölüm de bunlardan biri. Her şeyi bırakmak hatta kendi benliğimizi bile bırakmak bize büyük bir korku verir.
O yüzden ölümden sonrasına gerçekten inanan insanlar ölmeyi anlarlar ve her şeyin zamanında yaşanması gerektiğini bilirler. İşte yaşam kendi güzelliğini ve vazgeçilmezliğini ölüm sayesinde ayakta tutuyor. İnsanların hayata fark etmeseler bile sıkıca bağlanmaları ölümün getirdiği en büyük yaşama belirtisi. Görüyorsunuz ya aslında ölüm insanların içindeki yaşama sevincini yaratan ve yaşatan en büyük kaynak. Peki yaşamak ne? Uzun süre toprağın üzerinde durmak mı? Yoksa zamanı anlayıp gerçekleri onun yoğunluğunda yaşamaya ve anlamaya çalışmak mı? Bir insan 10 yıl boyunca işine gidip gelebilir. Bu 10 yıl sonunda ise aklında kalan sadece işine kaç defa gidip geldiğiyse o insan o 10 yılı yaşamamıştır. Hayatın hızlı yolculuğunda ne kadar çok dışarıya bakarsak o kadar çok bu yolculuktan bir şeyler anlarız. Eğer biri çalıştığı iş yerinde yıllardır tanıdığı kimselerin gözlerinin derinliklerine inemiyorsa, onlarla sıradan muhabbetlerin ötesine geçemiyorsa, sadece kendi için iyilikleri arzuluyorsa ve yaşamı kendi etrafında dönen bir dünya gibi algılıyorsa o insanın yaşadığı yıllar saniyelerle bile hesaplanmaz. Önemli olan zamanın uzun satırlı olması değil, önemli olan hissettiklerimizin ve anladıklarımızın yoğunludur. İnsanların gerçek yaşı bence bu yoğunlukları içinde saklı. Bazen bir an bize bir kaç on yıl yaşatabilir. Bazen ise on yıllar bize bir dakika bile yaşatmaz. Zaman, bedenimiz için vardır ve bu dünyanın kurallarına aittir. Oysaki biz ruhla bedenin ciddi bir mücadelesini veriyoruz. O zaman bedenimizin yaşına değil ruhumuzun yaşına ve olgunluğuna bakmalıyız. Hayatımız anlarla dolu. Bu yüzden onları kaçırmayalım. Sıradan zannettiğimiz her söz ve her bakış bize bedenimizin yaşayamayacağı yılları bir çırpıda yaşatır. Her şey bizim için… Ve her şey bizimle beraber yok oluyor. Neye sahip olduğunuza dikkat edin. Çünkü toprağın üzerinde olan her madde yok olmaya mahkumdur. Sahip olduğumuz tek şey ruhumuzdaki güzelliklerdir. Unutmayın! Sonunda sadece iyi ve güzel olan şeyler kalacaktır.   
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Site Map | Arşiv | Wap | Wap2 | Wap Forum | XML | Rss
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.11 | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 0.142 Saniyede 19 Sorgu ile Oluşturuldu